Bizi takip edin

HASTANELERİN BAŞROL OYUNCULARIHastaneler insanların tedavi gördükleri veya tedavi ettikleri yerlerdir. Sadece bir gün gözlem yapmama rağmen kitap yazılacak kadar hikâyeye şahit olduğum yer de denebilir.

YayınlayanYayınlayan Tarih/Saat 27-07-2015 16:13:02 KategoriKategori Son Değişiklik 27-07-2015 16:15:35 tarihinde yapıldı.
HASTANELERİN BAŞROL OYUNCULARI

Hastaneler insanların tedavi gördükleri veya tedavi ettikleri yerlerdir. Sadece bir gün gözlem yapmama rağmen kitap yazılacak kadar hikâyeye şahit olduğum yer de denebilir. Mutlu olanlar, mutsuz olanlar, hastane önünde sabahlayanlar, şiddet görenler, iyileşenler ve maalesef hayatını kaybedenler… Başınıza gelmesini hayal bile etmek isteyemeyeceğiniz, hafızalara kazınmış kokusuyla tedavi merkezidir aynı zamanda.

Aslında herkesin gözünden farklı bir hikâyesi vardır hastanelerin. Doktorun, hemşirenin, hastanın, hasta yakınlarının perspektifleri bambaşka senaryoları içerisinde barındırırlar. Tüm senaryoların tek bir ortak noktası vardır; ‘dram’.  Hastanenin her köşesi ayrı bir dramı sindirmiştir duvarlarına.

Doktorların perspektifi kimi zaman mutluluğu yansıtırken, kimi zamanda acıyı gözler önüne serer. Biz parmağımıza diken battığında çıkan kanı görünce bir hoş olurken onlar,  en önemli organları olan elleriyle, insan hayatı inşa ediyorlar.

Hem de her gün! Hiç tanımadıkları bir insana, en sevdikleri insanın öldüğünü söylemek zorunda kalıyorlar.  Ya da hastanın direkt yüzüne, ‘’paha biçilmez’’ ömrünün son bulacağını. Zor değil mi? Bence bunun için bile üniversite de farklı bir bölüm okunması gerekir. Ancak ne yazık ki mesleği insan kurtarmak, insan sağlığı olan bu insanlar şiddete maruz kalıyorlar. Ne acı!

Hemşireler ise doktorların ve hastaların en büyük yardımcıları. Gözlemlerime dayanarak söylüyorum, hastanenin en hareketli insanlarıdır kendileri. Nasıl ki teyzeler anne yarısıysa, hemşireler de doktor yarısıdır. Doktorlar için söylediğim her şey onlar içinde geçerli çünkü hep yan yanalar.  Ameliyat olsun, acil olsun, ambulans olsun her yerde bizlere yardım edebilmek için çıkarlar karşımıza. Onlar olmadan asla bir iyileşme süreci düşünülemez.

Hasta yakınlarına gelince, hastanelerin dram yüklü figürleridir. Her hastanenin bahçesinde mutlaka şahit olmuşsunuzdur uyuduklarına ya da dinlendiklerine. Onları fidanlar rüzgârdan etkilenmesin diye toprağa saplanan desteklere benzetiyorum. Hastaların acısını da mutluluğunu da paylaşan en büyük destekçileridir. Bir an olsun yanlarından ayrılmazlar. Onlarla beraber hastalanır onlarla beraber iyileşirler. Kimileri anlayışlı ve metanetlidir, kimileri şiddet olaylarının başrol oyuncuları. Umuyoruz acısını da mutluluğunu da yaşamayı öğrenir herkes ve son bulur şiddet olayları.

 

Biz bu satırları yazarken birçok kişi ya hastalığını öğrendi ya da iyileşti. Filmlere baktığımızda hep onların gözünden yaşananlar konu edilir. Biz izlerken duygulanırız ama onlar yaşarlar. Biz hemen şifa bulsun der geçeriz, onlar şifa için katlanılması çok zor tedavileri hem de vücutlarının her santimetrekaresinde hissederek yaşama tutunmaya çalışırlar. Bir hastaneye girdiğinizde en çok içinizi acıtan şey her tarafta o insanları görmenizdir. Onlardan tek isteğim umutlu, inatçı ve inançlı olmalarıdır. Çünkü içerisinde yaşadığımız bu dünya, en ölümcül hastalıkların üstesinden gelen insanlarla dolu. Onlar kurtulduysa siz de kurtulabilirsiniz. Onlar inandılarsa siz de inanabilirsiniz. Onlar filmlere konu olduysa siz de olabilirsiniz.

Ahmet Karagöz